Ana Sayfa / Diksiyon Blog / Konuşma organları kaslarını güçlendirme

Konuşma organları kaslarını güçlendirme

Diksiyon Egzersizleri
Diksiyon Egzersizleri

Her ne kadar çoğunlukla diksiyon, yöresel şive farkları ile ilişkilendiriliyor olsa da, esasında bundan ibaret değildir. Yani bir dilin genel geçer aksanını konuşurken, örneğin; İstanbul Türkçesinin artikülasyon özelliklerine hakimken, pek çok diksiyon hatası yapabilir; sesinizi verimli kullanamayabilirsiniz. Bu noktada ihtiyacınız olan diksiyon egzersizleri; çene kasları, dil kasları ve diyafram gibi konuşma organlarınızı efektif biçimde kullanabilmenizi sağlamaktadır.

Toplumsal bir varlık olan bir kişi iletişim kurmalıdır. Sadece sesleri ve beden dilini kullanarak görüşmeye çalışan kişi, bu sesleri zamana göre heceler, sözcükler ve cümlelere nasıl döktüğünü keşfeder. Konuşma dilinin nasıl ve ne zaman doğduğu tam olarak bilinmiyor. Bununla birlikte, en önemli ve eski iletişim aracı olduğu bilinmektedir. Konuşma, insanların doğdukları andan itibaren öğrendikleri, duyduklarını ve konuştukları şeyleri taklit ederek doğal bir süreçtir.

Ses, toplumsal hayatımızı çevreleyen diğer varlıklarla iletişim kurmamızı sağlayan iletişim aracıdır. Tıpkı pozisyonumuz, tutumumuz ve kıyafetlerimiz gibi ilk izlenimi ortaya koyuyor. Ancak birlikte kullandığımız sözcük bize kişilik hakkındaki ipuçlarını gösterir. Sesimizi kullanmamız ve geliştirdiğimiz ses kalitesi insanların etkinliğini artıracaktır. Duyduğumuz şeyin genel karışımı budur. Bu karmaşık seslerden duyduğumuz sesler ve deneyimimizi ve büyüme tarzımızı paralel olarak kullanmayı seçiyoruz. Ses, nefes alınmasıyla, çok fazla cevapsız bir nefesle, nefes alan bir ses ortaya çıkacak ve düşük bir soluk vermeyen burun bize yeterli ses potansiyeli sağlayamayacaktır. Sözcüğü oluşturan heceler ve sesler, diksiyonun sesli uyarısıdır. Konuşma ses olmadan gerçekleşemez. Ses, işitme yoluyla alınan izlenimleri anlatıyor. İnsan sesi işitme, algılama ve çözme işlevlerinin birleşiminden oluşur.

Duyum ve Seslendirme

Duyabildiğimiz sesler 20 ila 20.000 Hz arasındadır. Konuşma sesleri 500-4000 Hz arasındadır. Sesinizdeki titreşimlere “frekans” veya “perde” denir. Ses oluşumu için havaya ve titreşime ihtiyaç duyulur. Bu titreşimler çevreleyen havayı deliyor ve ses dalgaları yaratıyor, duyuyor ve anında çeviriyoruz. Sesin bir odada olduğunu, odanın boş olduğunu varsayarsak, akustik o kadar yüksek olur. Ses, kişinin kimliğidir, kişinin parmak izleri gibidir. Beden dili duyguları ortaya koyduğu gibi, bazen geçmişteki olayları da izler. Ses, beynin motor korteksinde üretilen bir dizi kılın sinir sistemi vasıtasıyla konuşma yapılarına (konuşma merkezi) doğru iletildiğinde oluşur. İlk olarak, dudak ve burundan akciğerlere ses sistemi açılır; Solunum kasları hava akciğerlere nispeten engellenmemiş olmasını sağlamak için göğüs bölgesindeki basıncı düşürmek için kasılmaktadır.

Konuşma, konuşma harfler, heceler, kelimeler ve sonunda cümleler halinde yazıldığında gerçekleşir. Konuşmanın gerçekleşmesi için, ses ağız boşluğunda şekillendirilir, dişlerin ve damağın dilin kıvrımlarıyla vurur, nihayet dudaklara şekillendirilir ve nefes yardımıyla ses haline dönüşür. Buna ses nefesi, şekilli bir soluk denilebilir. Akciğerlerden gelen hava, gırtlak içerisinden geçtikçe, ses kanallarında titreşimler oluşturarak, gırtlak yapısına bağlı olarak çok çeşitli  sesler üretir. Bu sesler diğer organlarla yoğrulur ve titreşimler tarafından kolayca duyulacak kadar güvenilir ve kimliğe kavuşur.

Herkesin ses organlarının yapısının farklı olduğu ölçüde, farklı sesler veya ses kimlikleri vardır. Önce ses organlarımızın istediğimiz sesi yapma kabiliyetine ulaştığından emin olmalıyız. Ses organlarının eğitimi akadolitin altyapısını oluşturur. Ses organları eğitimsiz olduğunda, diksiyon çalışmalarının her aşamasında engeller olacaktır. Diksiyon egzersizleri, ses organlarının dolaylı olarak gelişmesine yol açar. Egzersizler, daha az enerji ile daha fazla tasarrufu yapmamız için gereklidir.

Diksiyon egzersizleri ile ses geliştirmek için üç aşama vardır. Bunlar: rahat olmak, doğru nefes kullanımı ve dil kaslarının güçlenmesidir. Ses, duyularla sürekli iletişim halindedir. Günlük yaşantımızda, sinir bozucu ve kontrolsüz durumumuz sesimize yansıyacaktır. Mevcut korkular savunma mekanizmamızın çalışmasını sağlayacak, eyleme engel oluşturacak, sonuç boyun ve omuzlarda hissedilecek gerginleşecektir. Bunun dışında çene kaslarındaki egzersizler nefes egzersizlerinizden daha hızlı sonuçlar elde etmenin daha kolay olduğunu gösterir, bu nedenle sesinizin olanaklarını daha hızlı hissedeceksiniz. Öte yandan, daha önce belirttiğimiz gibi, farklı çevre koşulları ve kişilik oluşum sürecinde alışılmış hale gelen çeşitli konuşma kalıplarında yapılması gereken ayarlar nedeniyle daha karmaşık bir yapıya sahiptir.

Bir de bunlara bakın

Diksiyon Kursu Nedir?

Diksiyon Kursu Nedir?

Diksiyon Kursu Ne İşe Yarar? Modern zamanlarda kişisel gelişim için pek çok eğitime katılmakta ve …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir